Reading text 8
Sen herkesi sev – Love everyone
Vocabulary for the text
açlık - hunger
âdet - custom, habit, tradition
aklı(m) ermek - to understand, to comprehend
akraba - relative
aralık - gap, interval, space
asansör - elevator, lift
atmak - to throw
avuç - palm, handful
bağırtı - shout, yell, cry
bağrına basmak - to press to one’s bosom, to embrace
baştan savma - half-hearted, sloppy, offhand
batı - west
beslemek - to feed
bezen - ornament, decoration
bıkmak - (+ ablative) to be tired of, to be fed up with
biçim - shape, form, style, cut
binmek - to get on, to board, to ride
birleştirmek - to unite, to join
boyunca - along, throughout, during
bunalmak - to be overwhelmed, to be suffocated/bored
can vermek - to die, to give one’s life
çekinmek - to hesitate, to be shy
çıkıntı - projection, overhang, ledge
çöp kabı - trash can, garbage bin
dalmak - to dive into, to be engrossed in
değeri - value, worth
demir - iron
dil - language
direnmek - to resist, to insist
doğa - nature
doğu - east
dolaşmak - to wander, to walk around
dolmak - to fill
dökülmek - to spill, to be poured
durum - situation, condition
düşman - enemy
el ele vermek - to join hands, to unite
el vermek - to lend a hand, to help
elbirliği - cooperation, unity
eleştirmek - to criticize
etki - effect, influence
garip - strange, weird
gemi - ship
geri çekilmek - to step back, to retreat
gözden kaçırmamak - not to overlook, to keep in mind
güney - south
güverte - deck
hoş(una) gitmek - to like, to please someone
hoşuma gitti - I liked it
inanç - belief, faith
iyilik sever - kind-hearted, benevolent
izin almak - to take a leave, to take time off
kabına sığmamak - to be overjoyed, to be unable to contain oneself
kaldırmak - to lift, to raise
kalkışmak - to attempt, to dare to do something
kamara - cabin
kâtip - clerk, officer, purser
kavga - fight, quarrel
kaymak - to slip, to slide
kemirmek - to gnaw, to nibble
kırmızı başlıklı kız - Little Red Riding Hood
kıyı - coast, shore
koçan - core (e.g., apple core)
koyulmak - (+ dative) to set about, to start doing
kulak vermek - (+ dative) to listen closely, to give an ear
kulübe - hut, cabin
kurtarma sandalları - lifeboats
mandalina - tangerine, mandarin
mırıldanmak - to mutter, to mumble
ortalık - surroundings, around
önderlik - leadership
özen - care, effort
özet yazmak - to summarize, to write a summary
saldırmak - to attack
savaşmak - to fight, to war
savunmak - to defend
saymak - to consider, to count
sıyrılmak - (+ ablative) to get rid of, to slip away from
silah - weapon, gun
silmek - to erase, to wipe
soymak - to peel, to strip
söz etmek - to talk about, to mention
söz kesmek - to interrupt
suskunluk - silence
sürdürmek - to continue, to maintain
sürekli - constantly, continuously
takılmak - to get stuck, to be hooked on
tersine - on the contrary
tırmanmak - to climb
toplamak - to collect, to gather
toprak - earth, land, soil
töre - custom, tradition, moral law
uç - tip, point
ulus - nation
uzatmak - to hand, to extend
ütü yapmak - to iron
üzüntü - sorrow, worry, sadness
vedalaşmak - to say goodbye
yakıt - fuel
yaklaşık - approximately, roughly
yaklaşmak - to approach, to get closer
yakmak - to burn
yattırmak - to put to bed, to lay down
Yunanistan - Greece
yeniden - again, anew
yıkıcı - destructive
yıkmak - to destroy, to demolish
yolcular - passengers, travelers
yurt - homeland, country; dormitory
yuvarlanmak - to roll, to tumble down
yüzyıl - century
Questions on the text
- Barış balkonda ne yapıyordu?
- Onun ailesi kaçıncı katta oturuyordu?
- Onların oturdukları yapı kaç katlıydı?
- İkinci katın on numaralı dairesinin balkonundan niçin garip bağırtılar gelmeye başladı?
- Barış balkondan odaya girip ne yapmaya başladı?
- Annesi neden telâşla konuşmaya başladı?
- Barış annesine nasıl bir şey anlattı?
- Barış’ın öğretmeni harita üzerinde konuşurken ne söz eder?
- Nasıl insanlar elbirlık olabilirler?
- Barış’a göre hiç tanımayan insanlar birbirlerini sevebilirler mi?
- Barış babasına, öğretmenine, arkadaşlarına silâhla kalkışabilir mi?
- Annesi Barış’a ne anlatmaya çalışıyordu?
- Barış Serpil Hanım’ın onu sevebileceğini sanıyor muydu?
- Barış kaçıncı sınıf öğrencisi oldu?
- Barış ailesiyle tatil için nereye çıktı? Ne ile?
- Barış gezi sırasında nasıldı?
- Bir gün yemekten sonra Barış niçin tek başına dolaşıyordu?
- Barış ne yapan bir çocuk gördü?
- Barış onu aldı mı? Kurtardı mı? Çocuğun adı neydi?
- Çocuğu aldıktan sonra Barış nereye gitti?
- Durumu yolculara kim duyurdu?
- Cem’in annesi niçin Cem’in kamaradan çıkışını duyan olmadı?
- Cem’in annesi babası Barış’ın annesi babasıyla nasıl tanıştılar?
- Barış’ın babası Cem’in ailesiyle dostluğu devam etmeyi istedi mi?
- Barış’ın babası Cem’in babasına kartını uzatırken neyi anladı?
- Geçen sonbaharda Barış’a kim bağırmıştı?
- İki aile nasıl vedalaştılar?
- Barış annesinin söylediklerini ne zaman anladı? Niçin?
Answers to the questions (click)
1. Barış balkonda ne yapıyordu? (What was Barış doing on the balcony?) The answer is found in: «Bir yandan elmayı kemiriyor, bir yandan çevreye bakıyordu.» (On one hand he was gnawing an apple, on the other he was looking around.) → Barış balkonda elma kemiriyor ve çevreye bakıyordu. (Barış was gnawing an apple and looking around on the balcony.)
2. Onun ailesi kaçıncı katta oturuyordu? (What floor did his family live on?) The answer is found in: «Onlar on ikinci katta oturuyorlardı.» (They lived on the twelfth floor.) → Onun ailesi on ikinci katta oturuyordu. (His family lived on the twelfth floor.)
3. Onların oturdukları yapı kaç katlıydı? (How many floors did the building they lived in have?) The answer is found in: «Oturdukları yapı, on altı katlı, yetmiş daireliydi.» (The building they lived in was sixteen stories, with seventy apartments.) → Oturdukları yapı on altı katlıydı. (The building they lived in had sixteen floors.)
4. İkinci katın on numaralı dairesinin balkonundan niçin garip bağırtılar gelmeye başladı? (Why did strange shouts start coming from the balcony of apartment number ten on the second floor?) The answer is found in: «Evin hanımı Serpil Hanım... var gücüyle bağırıyordu: — Evinizde çöp kabı yok mu? Görgüsüz insanlar!» (The lady of the house, Ms. Serpil... was shouting at the top of her voice: “Don’t you have a trash can at home? Uncivilized people!”) → Barış balkondan aşağıya elma koçanını attığı için Serpil Hanım bağırıyordu. (Ms. Serpil was shouting because Barış had thrown an apple core down from the balcony.)
5. Barış balkondan odaya girip ne yapmaya başladı? (What did Barış start doing after going into the room from the balcony?) The answer is found in: «Özene bezene, Türkiye haritası yapmaya koyulmuştu.» (He painstakingly set about drawing a map of Turkey.) → Barış Türkiye haritası yapmaya başladı. (Barış started drawing a map of Turkey.)
6. Annesi neden telâşla konuşmaya başladı? (Why did his mother start speaking anxiously?) The answer is found in: «Bir an eli kaydı. Kalemin ucuyla üç burnu birleştirip tek bir çıkıntı durumuna getirdi... — Dikkat et oğlum! Kalemin ucuyla yok ettiğin üç burun yüzyıllardır...» (His hand slipped for a moment. With the tip of the pencil, he joined three capes into a single projection... “Be careful, my son! The three capes you erased...”) → Barış haritada üç burnu birleştirip yok ettiği için annesi telâşla konuşmaya başladı. (His mother started speaking anxiously because Barış joined and erased three capes on the map.)
7. Barış annesine nasıl bir şey anlattı? (What kind of story did Barış tell his mother?) The answer is found in: «Sınıfımıza yeni gelen bir arkadaş var... «Düşmanlar onca toprağımızı ülkelerine neyle taşıdılar acaba?» diye sormasın mı?» (There is a new friend in our class... “I wonder what the enemies used to carry so much of our land to their countries?” he asked.) → Barış sınıftaki yeni bir arkadaşının komik bir sorusunu anlattı. (Barış told her about a funny question asked by a new classmate.)
8. Barış'ın öğretmeni harita üzerinde konuşurken ne söz eder? (What does Barış’s teacher talk about when discussing the map?) The answer is found in: «Öğretmen de senin gibi, ülkemizin doğusu hep «topraklarımız» diye söz eder.» (The teacher, like you, always refers to the east of our country as “our lands”.) → Öğretmen ülkemizin toprakları hakkında «topraklarımız» diye söz eder. (The teacher talks about the lands of our country as “our lands”.)
9. Nasıl insanlar elbirlik olabilirler? (What kind of people can unite/cooperate?) The answer is found in: «Ancak birbirini seven insanlar elbirlik olabilir.» (Only people who love each other can unite.) → Ancak birbirini seven insanlar elbirlik olabilirler. (Only people who love each other can unite.)
10. Barış'a göre hiç tanımayan insanlar birbirlerini sevebilirler mi? (According to Barış, can people who don’t know each other at all love each other?) The answer is found in: «Yeryüzünde birbirlerinin dillerini, törelerini, âdetlerini bilmeyen... insanlar var. Bunlar birbirlerini nasıl sevebilirler? Pek aklım ermedi.» (There are people on earth who don’t know each other’s languages or customs. How can they love each other? I couldn’t quite understand.) → Hayır, Barış'a göre birbirini tanımayan insanların birbirlerini sevmesi zor. (No, according to Barış, it is hard for people who do not know each other to love each other.)
11. Barış babasına, öğretmenine, arkadaşlarına silâhla saldırıp kalkışabilir mi? (Could Barış attack his father, teacher, or friends with a weapon?) The answer is found in: «Böyle bir şeyi kesinlikle yapamam. — Neden? — Çünkü sizleri seviyorum...» (“I absolutely could not do such a thing.” — “Why?” — “Because I love you...”) → Hayır, Barış onları sevdiği için böyle bir şey kesinlikle yapamaz. (No, Barış absolutely could not do such a thing because he loves them.)
12. Annesi Barış'a ne anlatmaya çalışıyordu? (What was his mother trying to explain to Barış?) The answer is found in: «Bir ulus içindeki insanlar birbirlerini sevmeyi öğrenmişlerse, onlar komşu ulusların insanlarını da... seveceklerdir.» (If people within a nation have learned to love one another, they will also love the people of neighboring nations.) → Annesi insanlar birbirlerini sevmeyi öğrenirlerse savaşların sona ereceğini anlatmaya çalışıyordu. (His mother was trying to explain that if people learn to love one another, wars will end.)
13. Barış Serpil Hanım'ın onu sevebileceğini sanıyor muydu? (Did Barış think that Ms. Serpil could love him?) The answer is found in: «O hanımın beni sevebileceğini hiç sanmıyorum ya!...» (“I don’t think that lady could ever love me at all!...”) → Hayır, Barış Serpil Hanım'ın onu sevebileceğini hiç sanmıyordu. (No, Barış didn’t think at all that Ms. Serpil could love him.)
14. Barış kaçıncı sınıf öğrencisi oldu? (What grade did Barış move up to?) The answer is found in: «Barış dördüncü sınıf öğrencisi oldu.» (Barış became a fourth-grade student.) → Barış dördüncü sınıf öğrencisi oldu. (Barış became a fourth-grade student.)
15. Barış ailesiyle tatil için nereye çıktı? Ne ile? (Where did Barış go on vacation with his family? By what means?) The answer is found in: «Hep birlikte, gemiyle Kıbrıs'a geziye çıktılar.» (They all went on a trip to Cyprus by ship.) → Barış ailesiyle gemiyle Kıbrıs'a çıktı. (Barış went to Cyprus by ship with his family.)
16. Barış gezi sırasında nasıldı? (How was Barış during the trip?) The answer is found in: «Barış gezi sırasında sevinçten kabına sığmaz olmuştu.» (Barış couldn’t contain his joy during the trip.) → Barış gezi sırasında sevinçten kabına sığmaz olmuştu. (Barış was overjoyed and couldn’t contain himself during the trip.)
17. Bir gün yemekten sonra Barış niçin tek başına dolaşıyordu? (Why was Barış walking around by himself one day after a meal?) The answer is found in: «Barış arkadaşlarını aradı, bulamadı. Tek başına dolaşmaya koyuldu.» (Barış looked for his friends but couldn’t find them. He set about walking alone.) → Barış arkadaşlarını bulamadığı için tek başına dolaşıyordu. (Barış was walking around alone because he couldn’t find his friends.)
18. Barış ne yapan bir çocuk gördü? (What did Barış see a child doing?) The answer is found in: «Üç yaşlarındaki bir çocuğun üst güverteye çıkan demir merdivenleri tırmanmaya çalıştığını gördü.» (He saw a three-year-old child trying to climb the iron stairs leading to the upper deck.) → Barış üst güverteye çıkan demir merdivenleri tırmanmaya çalışan bir çocuk gördü. (Barış saw a child trying to climb the iron stairs.)
19. Barış onu aldı mı? Kurtardı mı? Çocuğun adı neydi? (Did Barış take him? Did he save him? What was the child’s name?) The answer is found in: «Hemen telâşla koştu, onu kucağına aldı... Çocuk adının Cem olduğunu söyleyince...» (He immediately ran in a panic and took him in his arms... When the child said his name was Cem...) → Evet, Barış çocuğu kucağına alıp kurtardı. Çocuğun adı Cem'di. (Yes, Barış took the child in his arms and saved him. The child’s name was Cem.)
20. Çocuğu aldıktan sonra Barış nereye gitti? (Where did Barış go after taking the child?) The answer is found in: «Doğruca gidip gemi kâtibini buldu.» (He went straight and found the ship’s purser.) → Barış doğruca gidip gemi kâtibini buldu. (Barış went straight and found the ship’s purser.)
21. Durumu yolculara kim duyurdu? (Who announced the situation to the passengers?) The answer is found in: «Kâtip mikrofonla durumu yolculara duyurdu.» (The purser announced the situation to the passengers over the microphone.) → Durumu yolculara gemi kâtibi duyurdu. (The ship’s purser announced the situation to the passengers.)
22. Cem'in annesi niçin Cem'in kamaradan çıkışını duyan olmadı? (Why did no one hear Cem leaving the cabin, according to his mother?) The answer is found in: «Birden uyuyakalmışım. Babası daha önce uyuduğundan, Cem'in kamaradan çıkışını duyan olmadı.» (“I suddenly fell asleep. Since his father had fallen asleep earlier,” no one heard.) → Cem'in annesi ve babası uyuduğu için Cem'in kamaradan çıkışını duyan olmadı. (Since Cem’s mother and father were asleep, no one heard Cem leaving the cabin.)
23. Cem'in annesi babası Barış'ın annesi babasıyla nasıl tanıştılar? (How did Cem’s parents meet Barış’s parents?) The answer is found in: «Cem'in annesiyle babası Barış'ın annesi ve babasıyla tanıştılar. Kısa sürede dost oldular.» (Cem’s mother and father met Barış’s mother and father. They quickly became friends.) → Barış'ın Cem'i kurtarması sayesinde aileler tanışıp kısa sürede dost oldular. (Thanks to Barış saving Cem, the families met and quickly became friends.)
24. Barış'ın babası Cem'in ailesiyle dostluğu devam ettirmeyi istedi mi? (Did Barış’s father want to continue the friendship with Cem’s family?) The answer is found in: «Dostluğumuzu İstanbul'da da sürdürelim. Birbirimize adreslerimizi verelim.» (“Let’s continue our friendship in Istanbul too. Let’s give each other our addresses.”) → Evet, Barış'ın babası dostluğu İstanbul'da da sürdürmek istedi. (Yes, Barış’s father wanted to continue the friendship in Istanbul as well.)
25. Barış'ın babası Cem'in babasına kartını uzatırken neyi anladı? (What did Barış’s father realize while handing his card to Cem’s father?) The answer is found in: «Oo! Meğer, aynı apartmanda oturuyormuşuz da haberimiz yokmuş, dedi Barış'ın babası... Cemler, Barışların oturduğu sitenin on numaralı dairesinde oturuyorlardı.» (“Oh! It turns out we live in the same building and had no idea,” said Barış’s father... Cem’s family lived in apartment number ten of the same building where Barış’s family lived.) → Barış'ın babası, aynı apartmanda, Barışların binasının on numaralı dairesinde oturduklarını anladı. (Barış’s father realized that they lived in the same building, in apartment number ten.)
26. Geçen sonbaharda Barış'a kim bağırmıştı? (Who had shouted at Barış last autumn?) The answer is found in: «Cem'in annesi, geçen sonbaharda, Barış'ın balkondan attığı elma koçanı yüzünden, bağırıp çağırarak ortalığı ayağa kaldıran Serpil Hanımdı.» (Cem’s mother turned out to be the very Ms. Serpil who, last autumn, had raised a commotion, shouting because of the apple core Barış had thrown from the balcony.) → Geçen sonbaharda Barış'a Serpil Hanım (Cem'in annesi) bağırmıştı. (Last autumn, Ms. Serpil — Cem’s mother — had shouted at Barış.)
27. İki aile nasıl vedalaştılar? (How did the two families say goodbye?) The answer is found in: «İki aile birbirlerine sarılarak vedalaştılar.» (The two families said goodbye by hugging each other.) → İki aile birbirlerine sarılarak vedalaştılar. (The two families said goodbye by hugging each other.)
28. Barış annesinin söylediklerini ne zaman anladı? Niçin? (When did Barış understand what his mother had said? Why?) The answer is found in: «Hani bir gün bana insanlar birbirlerini tanıyıp severlerse, yeryüzünde savaşlar sona erer demiştin ya, söylediklerine aklım ermeye başladı artık.» (“Remember, you once told me that if people get to know and love one another, wars on earth would end — now I’m beginning to understand what you said.”) → Barış, Serpil Hanım'ın ailesiyle tanışıp dost olunca annesinin söylediklerini anlamaya başladı; çünkü insanların birbirini tanıyınca sevebileceğini kendisi yaşayarak gördü. (Barış began to understand his mother’s words when he met and became friends with Ms. Serpil’s family, because he experienced firsthand that people can love one another once they get to know each other.)