Learning Turkish from scratch!
Lesson 24 · Ders 24

Adverbial verb forms (continued). The reciprocal-cooperative voice in the Turkish language

Lesson vocabulary

ayrılmak - to part, to separate, to leave
baş (-ım, ın...) - head
birden - suddenly, all of a sudden
gürültü yapmak - to make noise
haber vermek - to inform, to let know
kasaba - small town
mutlaka - definitely, absolutely
olay - event, incident
şık - elegant, stylish, chic
temsil etmek - to represent
uzun süre - for a long time
ülke - country
yarışma - competition

The -dığı zaman (dığında), -acağı, -eceği zaman forms

These complex forms consist of the verbal noun ending in -dık (-dik, -duk, -dük) with k changing to ğ, which places the narrative in the past, as well as the present and futureTip, or the verbal noun ending in -acak / -ecek with k changing to ğ (which views the sentence from the perspective of the future tense) + possessive affixes + the function word zaman.

Gelmek

gel + diğ + im zaman
gel + eceğ + im zaman

The form ending in -dık (-dik, duk, -dük) with possessive affixes is completely equivalent to the form in the locative case with possessive affixes without the function word zaman.

Ben geldiğim zaman =
geldiğimde (when I come/came)
Sen geldiğin zaman =
geldiğinde
O geldiği zaman =
geldiğinde
Biz geldiğimiz zaman =
geldiğimizde
Siz geldiğiniz zaman =
geldiğinizde
Onlar geldikleri zaman =
geldiklerinde

Negative form

Ben gelmediğim zaman =
gelmediğimde (when I don't/didn't come)
Sen gelmediğin zaman =
gelmediğinde
O gelmediği zaman =
gelmediğinde
Biz gelmediğimiz zaman =
gelmediğimizde
Siz gelmediğiniz zaman =
gelmediğinizde
Onlar gelmedikleri zaman =
gelmediklerinde

The forms ending in -dığı zaman (dığında) and -acağı, -eceği zaman denote a time clause translated into English with the conjunction “when...”.

  1. Hastahanede yattığım zaman (=yattığımda) beni ziyaret etmediniz. - When I was in the hospital, you didn't visit me.
  2. Okula gideceğiniz zaman haber ver, beraber gidelim. - Let me know when you are going to go to school, let's go together.

Exercise 24.1. Write the sentences using the verbs given in brackets in the -dığı zaman (dığında) form.

  1. Akşam eve (gelmek) sen uyuyordun.
  2. Birden ayağa (kalkmak) başım döndü.
  3. Sildiği cama (yaklaşmak) bana hep “Sakin yaklaşma!”
  4. Kasabaya (gelmek) ava çıkmadan duramazdı.
  5. Bu olay (olmak) siz neredeydiniz?
  6. “(Evlenmek) zamankinden daha yakışıklı bir erkek oldun sen”.
  7. (Gülmek) yüzünü güller açıyor.
Key

Exercise 24.2. Write the sentences using the verbs given in brackets in the -acağı, -eceği zaman form.

  1. Okulu (bitirmek) size sertifika vereceğiz.
  2. Bursa’ya (gelmek) önceden haber ver.
  3. Yemek (yemek) ellerimizi mutlaka yıkarız.
  4. Nihat banyo (yapmak) elektrikler kesilmiş.
  5. Hatice’yle (görüşmek) çok şık giyinmelisin.
Key

The -dığından dolayı form. The -acağından, -eceğinden dolayı form

This complex form consists of the verbal noun ending in -dık (-dik, -duk, -dük) or -acak / -ecek (with k changing to ğ when possessive affixes are added) + the ablative case ending + the function word dolayı.

Almak

al + dığ + ım + dan dolayı
al + acağ + ım + dan dolayı

Ben aldığımdan dolayı
alacağımdan dolayı
Sen aldığından dolayı
alacağından dolayı
O aldığından dolayı
alacağından dolayı
Biz aldığımızdan dolayı
alacağımızdan dolayı
Siz aldığınızdan dolayı
alacağınızdan dolayı
Onlar aldıklarından dolayı
alacaklarından dolayı

Negative form

Ben almadığımdan dolayı
almayacağımdan dolayı
Sen almadığından dolayı
almayacağından dolayı
O almadığından dolayı
almayacağından dolayı
Biz almadığımızdan dolayı
almayacağımızdan dolayı
Siz almadığınızdan dolayı
almayacağınızdan dolayı
Onlar almadıklarından dolayı
almayacaklarından dolayı

The forms discussed above are identical to English clauses of reason/cause starting with conjunctions like “because...”, “due to the fact that...”, “since...”, or “as...”.

  1. Meşgul olduğumdan dolayı çay içemeyeceğim. - I won’t be able to drink tea because I am busy.
  2. Ailenle tanışacağımdan dolayı çok heyecanlıyım. - I am very excited because I am going to meet your family.

Exercise 24.3. Write the sentences using the verbs given in brackets in the -dığından dolayı and -acağından, -eceğinden dolayı forms.

  1. Size (gelememek) çok üzgünüm.
  2. Benimle (çalışmak) pişman olmayacaksın.
  3. Sinemada film (başlamak) ışıkları kapattılar.
  4. Oğlum yarışmada birinci (olmak) madalya aldı.
  5. Beni (aramak) sana çok kızgınım.
  6. Ahmet yarın bizden (ayrılmak) çok üzgün.
  7. Olimpiyatlarda ülkemizi (temsil etmek) çok mutluyum.
Key

Exercise 24.4. Combine two sentences into one using the appropriate adverbial forms based on the meaning.

  1. Gece yarısı televizyonu kapatmadı. Uyudu.
  2. Bebektim. O zaman çok süt içtim.
  3. Bir şey soracağım. Hemen geleceğim.
  4. Seni göremedim. O zaman çok üzüldüm.
  5. Sen evde yoktun. O zaman bütün evi temizledim.
Key

Exercise 24.5. Write the sentences using the verbs given in brackets in the appropriate adverbial forms based on the meaning.

  1. Çok yakın (oturmak) televizyon seyretmeyin.
  2. Dişlerimi (fırçalamak) hemen yattım.
  3. Basketbol (oynamak) yağmur yağmaya başladı.
  4. Arabamız (olmak) sık sık gezeceğiz.
  5. (Bağırmak) konuşma.
  6. Niçin izin (almak) çıktınız?
  7. Kardeşim Amerika’ya (gitmek) ben on beş yaşındaydım.
  8. Ahmet hiç (uyumak) sabaha kadar çalıştı.
  9. Hiç bir şey (söylemek) dışarı çıktı.
  10. Çocuk (uyumak) gürültü yapmayın.
Key

The reciprocal-cooperative voice

In the Turkish language, the reciprocal-cooperative voice denotes actions that are performed reciprocally by multiple subjects (each doing the action to the other).

  1. İki araba çarpıştı. - Two cars collided.
  2. Bu konuyu uzun süre tartıştık. - We argued about this topic for a long time.

The reciprocal-cooperative voice also denotes actions performed by multiple subjects cooperatively or simultaneously (doing something together).

  1. Teyzemle annem uzun süre ağlaştılar. - My mother and aunt cried together for a long time.
  2. Çocuklar gülüşmeye başladılar. - The children started laughing together.

The reciprocal-cooperative voice is formed using the affix -ş after vowel stems and -ış, -iş, -uş, -üş after consonant stems. These affixes can only be attached to a certain number of verb bases.

selâmlamak - selâmla - ş - mak - to greet each other
anlamak - anla - ş - mak - to understand each other, to come to an agreement
görmek - gör - üş - mek - to see each other, to meet
bakmak - bak - ış - mak - to look at each other

Some verbs, despite having the formal marker, do not have or have lost their reciprocal-cooperative meaning:

Gelişmek - to develop
Yatışmak - to calm down, to subside
Yetişmek - to catch up, to arrive on time
Alışmak - to get used to
Çalışmak - to work, to try

On the other hand, a different group of verb bases carries a reciprocal-cooperative meaning inherently, but does not have the corresponding affixes. In such verbs, there is no primitive base from which this voice is derived:

Savaşmak - to fight, to wage war
Barışmak - to make peace, to reconcile
Konuşmak - to talk, to speak
Yarışmak - to compete
Güreşmek - sports. to wrestle

Exercise 24.6. Write the sentences using the reciprocal-cooperative voice.

  1. Birbirimizle caddenin sonundaki kahvehanede gördük.
  2. Film seyrederken güldük.
  3. Ben onu anladım.
  4. İki araba birbirlerine çarptı.
  5. Babamla annem birbirleriyle bir temmuz akşamı tanımışlar.
Key

The word-building affix -ın (-in, -un, -ün)

This word-building affix is relatively unproductive in the Turkish language. It forms a few verbal nouns and is represented by the variants: -ın, -in, -un, -ün.

Sormak - sor + un - problem
Basmak - bas + ın - press, media
Tütmek - tüt + ün - tobacco
Gelmek - gel + in - bride (i.e., the one who comes to the husband's house)

Additionally, one adjective is formed using this affix:

Sayın - dear, esteemed

Exercise 24.7. Read the text.

Text: Başını unutmasın (He shouldn't forget his head)

Hoca’nın Konyalı bir arkadaşı varmış. Ticaretle uğraşan bu adam sık sık Akşehir’e gelir Hoca’nın evinde konuk olur; yer, içer, yatarmış. Sonra da çeker gidermiş. Her ayrılışında da:
«Hocam ben her gelişte seni arıyorum. Sen de Konya’ya gelince beni ara bir acı kahvemi içersin,» dermiş.Key
Bu sözleri söyleyen adamın içtenliğini denemek isteyen Hoca bir gün Konya’ya gidince onu aramış. «Han köşelerinde yatmaktansa varıp arkadaşıma gideyim. Hem gönlü hoş olur, hem de ben rahat ederim.» Diye düşünmüş. Adamın tarif ettiği gibi evi aramış, bulmuş. Kapıyı çalacağı sırada pencereden, perde aralığından dışarı bakan bir baş görmüş. Hoca, arkadaşımı evde buldum, diye sevinmiş. Tam o sırada kapı açılmış ve bir kadın:Key
- Kimi arıyorsun, diye sormuş.
Hoca:
- Ben Akşehir’den geliyorum. Efendinin yakın arkadaşıyım... diyecek olmuş.
Hoca’nın bu sözünü yarıda kesmiş kadın:
- Hoş geldiniz, safalar getirdiniz... Ama efendi yok. Bir iş için dışarı çıktı. Akşam da gelmeyecek.
Bu sözleri duyan hoca şaşırmış. Bir pencereye, bir de kadının yüzüne bakmış:
- Demek öyle!.. demiş. Efendi’ye benden selâm söyle. Bir daha evden ayrılırken başını pencerede unutmasın.Key

ticaret - trade, commerce
içten - sincerely, from the bottom of the heart
gönül - heart
tarif etmek - to describe
şaşırmak - to be surprised
selâm söyle - give my regards, say hello