Learning Turkish from scratch!
Reading text 6

İpek’in doğum günü – İpek’s birthday

İpek kıskanç bir çocuktu. Okulların kapandığı gün, ablası Petek koşarak eve geldi.
— Sınıfımı geçtim. Hem de pekiyi ile geçtim! Diyerek coşkuyla annesinin ve kardeşinin boynuna sarıldı. Annesinin sevinçten gözleri doldu. Petek’i bağrına basıp içtenlikle öptü öptü... İpek, annesiyle ablasının arasından sıyrılıp, odanın bir köşesine çekildi. Tırnaklarını kemirmeye başladı. Bir yandan da, karneyi görünce babam da çok sevinecek, ablamı kucaklayıp öpecek. Beni kimse sevmiyor. Bu evde en çok ablam seviliyor, diye derin derin iç çekiyordu. Oysa annesi babası, kızlarının ikisini de çok seviyor, aralarında hiçbir ayırım yapmıyorlardı.
İpek altı yaşındaydı. Okula o yıl başlayacaktı. Ablası dördüncü sınıfa geçmişti. Petek, İpek’in tersine, iyi yürekli, çalışkan, güler yüzlüydü. Üstelik kardeşini çok severdi.
Bir gün Petek arkadaşına gitmişti. İpek evde yalnızdı. Pencerenin önüne dikilmişti. Gözünü yoldan ayırmıyor, sabırsızlıkla alışverişe giden annesinin dönmesini bekliyordu. Annesini elinde paketlerle görünce, sevinçle kapıya koştu:
— Neler aldın anneciğim?
Annesi paketleri sofradaki masanın üstüne bırakıp derin bir «oh!» çekti, Bu sırada İpek, merakla paketlere bakıyordu. Gözü, güzel bir torbaya takıldı. Uzanıp hemen açmaya yeltendi.
Annesi:
— Ona dokunma İpek, diye atıldı. Torbayı elinden aldı. Yatak odasına götürüp giysi dolabına sakladı.
İpek annesine kırılmıştı. Hemen oturma odasına döndü. Bir köşeye çekilip yine tırnaklarını kemirmeye başladı. Besbelli yine ablama bir şey alındı, diye aklından geçirirken içi kapkaranlık kesildi. Yüreği daraldı. Gözlerine yaşlar doldu...
Akşam yemeğinden sonra, eve birkaç konuk geldi. Annesiyle babası, onlarla oturup tatlı tatlı söyleşiyorlardı. Petek odasında kitap okuyordu. İpek torbanın içindekini görmeyi aklına koymuştu. Odadan çıkıp, yavaşça annesinin odasına süzüldü. El çabukluğuyla çevreyi araştırmaya başladı. Dolaptaki torbayı bulunca çok sevindi. Torbanın içinde pembe bir giysi vardı. Kolları yakası ve etekleri dantellerle süslenmiş, üzerine ipek iplikle, mavi mineler işlenmişti.
İpek’in içi kıskançlıkla burkuldu... Hıncından gözleri doldu: uzun süredir, böyle bir giysisi olsun istiyordu. Oysa annesi yine ablasını düşünmüştü: «Her şeyin yenisini ablam giyer. Bana hep onun küçülmüş, solmuş, yıpranmış öteberilerini giydirirler... Onu daha çok seviyorlar,» diye dişlerini sıktı. İçinden yeni giysiyi parçalamak geliyordu. Torbayı elleri titreyerek yerine koydu. İşığı söndürüp odadan çıktı. Konukların yanına gitti. Annesi, hanımlarla ilginç bir sohbete girmişti. İpek’in saçlarını okşayarak:
— Haydi kızım yat artık, dedi.
İpek, içini yakıp kavuran öfke ve kıskançlığı, kimseye belli etmeden dışarıya çıktı. O sırada gözü, masanın üzerinde duran, kırmızı tükenmez kaleme ilişti. Bir an durakladı. Sonra kalemi alıp annesinin odasına girdi. Dolabı açtı. Pembe giysiyi torbadan çıkardı. Üzerine, kırmızı tükenmezle, rastgele çizgiler çizmeye başladı. Kıskançlıktan, ne yaptığını bilmez bir durumdaydı. Öfkesi yatışınca, giysiyi dürüp torbaya koydu.
Yatağına yattığında, içi karmakarışık duygularla doluydu. O gece, sabaha dek korkulu düşler gördü. Pembe giysi canlanıp dile geliyor: «Kıskanç kız, tükenmez kalemle neden boyadın beni? Niçin yaptın bunu?» diye üstüne atılıyor, boynuna dolanıp boğazını sıkıyordu...
Sabahleyin kahvaltıda, annesi İpek’in yüzünü çok solgun gördü. Onu sevgiyle öpüp:
— Biliyor musun İpek bugün senin doğum günün. Altı yaşını bitirip yedi yaşına giriyorsun, dedi. İpek sevinçle ellerini çırptı.
Annesi:
— Hemen şimdi işe koyulup doğum günün için, güzel bir pasta yapacağım. Çabuk giyin, arkadaşlarına haber ver. Öğleden sonra bize gelsinler. Hem eğlenir, hem de güzel bir ikindi kahvaltısı yaparsınız, dedi. Neşe içinde sofradan kalktılar. Anne mutfağa girdi. Petek yatakları düzeltmeye girişti. İpek, komşu çocuklarına sevinçli haberi vermek için sokağa fırladı.
Sofra, pasta ve kurabiyelerle donatılmıştı. Annesi ile ablası, onu sevindirmek için, sabahtan beri koşuşup duruyorlardı. Çocukların gelmesine yakın annesi:
— Haydi İpek, artık giyin, dedi. Bir an İpek’in yüzü bulutlandı. Kırık bir sesle:
— Anneciğim, hangi elbisemi giyeyim? diye sordu. Tam o sırada kapı çalındı. İpek’in arkadaşları eve doluştular. Hepsi de küçük birer doğum günü armağanı getirmişlerdi. İpek onları coşkuyla karşıladı:
— Buyrun, hoşgeldiniz. Şimdi giyinip gelirim... diyerek odasına koştu. Orada annesiyle karşılaştı:
— N’olursun anneciğim çabuk söyle. Hangi elbisemi giyeyim? diyerek telâşla soyunmaya girişti... Annesi arkasına sakladığı giysi kutusunu gülümseyerek İpek’e uzattı:
— Al yavrum. Bunu senin için aldım. Sürpriz olsun diye dün söylemedim. Pembe ipekten yapılmış, dantellerle süslü, çok güzel bir giysi. Sana çok yakışacak, dedi ve onu öperek giysi torbasını kollarının arasına sıkıştırdı.
— Haydi, çabuk giyin! Arkadaşlarını bekletme, diyerek odadan çıkıp gitti.

Vocabulary for the text

aklına koymak - to set one’s mind to, to decide
araştırmak - to search thoroughly, to ransack, to rummage
armağan - gift, present
ayırım yapmak - to make a distinction, to discriminate
bağrına basmak - to press to one’s bosom, to embrace warmly
bekletmek - to keep someone waiting
besbelli - perfectly clear, obvious
boğaz - throat
boyamak - to color, to paint
boyun - neck
bulutlanmak - to cloud over, to become gloomy
burkulmak - to ache, to feel a pang, to twist (of the heart)
canlanmak - to come alive, to come to life
coşku - enthusiasm, excitement
çekilmek - to withdraw, to retreat
çıkarmak - to take out, to extract
çizgi - line
çizmek - to draw, to scratch
dantel - lace
daralmak - to narrow, to tighten (e.g., heart heavy with sadness)
derin - deep, deeply
dikilmek - to stand upright, to be planted (in front of something)
dokunmak - to touch
dolanmak - to wrap around, to entwine
dolmak - to fill up
dolu - full
donatılmak - to be decorated, to be adorned
duraklamak - to pause, to hesitate
duygu - feeling, emotion
düzeltmek - to tidy up, to fix, to make (beds)
düşler görmek - to have dreams
el çabukluğu - sleight of hand, quickness, dexterity
el çırpmak - to clap hands
fırlamak - to rush out, to dart out
göze ilişmek - to catch one’s eye, to catch sight of
haber vermek - to let know, to inform
hınç - grudge, resentment, anger
içini yakmak - to cause heartache, to burn one’s inside
içten - sincerely, genuinely
ipek - silk
iplik - thread
ışık - light
işlenmek - to be embroidered, to be processed
kapı çalındı - the door was knocked / the doorbell rang
kapkaranlık - pitch dark
karmakarışık - completely mixed up, chaotic, confused
kavurmak - to scorch, to roast, to burn
kemirmek - to gnaw, to bite (one’s nails)
kesilmek - to turn into, to become
kırık - broken
kırılmak - to be offended, to be hurt (feelings)
kıskanç - jealous, envious
konuk - guest
korkulu - scary, fearful
kutu - box
merak - curiosity, interest
mine - enamel, floral motif
okşamak - to stroke, to pet
öpmek - to kiss
öteberi - odds and ends, various things, hand-me-downs
parçalanmak - to tear to pieces, to be torn apart
pasta - cake
rastgele - randomly, at random
sabır - patience
sevindirmek - to make someone happy, to gladden
sevinmek - to be glad, to rejoice
sıkıştırmak - to squeeze in, to tuck in
sıkmak - to squeeze, to choke
solgun - pale
solmak - to fade, to wither
soyunmak - to undress
söndürmek - to put out, to turn off (lights)
sürpriz - surprise
süs - ornament, decoration
süslenmek - to be decorated, to be adorned
süzülmek - to slip in, to glide, to sneak
takılmak - (+ dative) to get caught on, to be fixed on
tırnak - nail
titremek - to tremble, to shake
tükenmez kalem - ballpoint pen
uzatmak - to hand, to extend
üstüne atmak - to throw oneself at, to jump at, to lunge at
yakışmak - (+ dative) to suit, to look good on
yaş - tear
yatışmak - to calm down, to subside
yeltenmek - to attempt, to try
yıpranmak - to wear out
yürek - heart

Questions on the text

  1. İpek nasıl bir çocuktu?
  2. İpek niçin odanın bir köşesine çekildi?
  3. Annesi babası kızların aralarında ayrım yapıyorlar mıydı?
  4. İpek kaç yaşındaydı?
  5. İpek’in ablası kaçıncı sınıfa geçmişti?
  6. Petek nasıl bir kızdı?
  7. İpek kimin dönmesini bekliyordu?
  8. Annesi paketleri bırakıp İpek’in gözü neye takıldı?
  9. Anne torbayı İpek’in elinden aldı mı?
  10. İpek kime kırılmıştı? Niçin?
  11. İpek ne yapmaya karar verdi?
  12. İpek torbayı buldu mu?
  13. Torbanın içinde ne vardı?
  14. Giysi nasıldı?
  15. İpek ne duygularıyla odadan çıktı?
  16. İpek’in gözleri neye ilişti?
  17. İpek annesinin odasına girip ne yaptı?
  18. Ertesi gün kimin doğum günüydü?
  19. Anne İpek’i öpüp ne söyledi?
  20. İpek hangi elbiseyi giymeyi biliyor muydu?
  21. Anne niçin hemen İpek’e kutuyu vermedi?
  22. Anne İpek’e nasıl bir hediye verdi?