Lesson 27 · Ders 27
The system of complex reported (evidential) tenses in Turkish
Lesson vocabulary
benzemek - to resemble, to look like
can - soul, life
deney - experiment
düğün - wedding
galiba - probably, most likely
görünmek - to appear, to look (like)
horlamak - to snore
kamp - camp
kayak yapmak - to ski
komik - funny, funny looking
özlemek - to miss, to long for
sarhoş - drunk
simit - sesame ring (simit), bagel
sıkılmak - to be bored
In the Turkish language, there is a system of complex reported (or evidential) tenses formed by merging the affixes of two tenses: a simple tense affix (-yor, -acak / -ecek, or -ır) and the reported past tense affix -mış. This combination adds a reported or inferential nuance to the sentence. In such statements, the speaker is not expressing their own direct observation, but rather conveying information gathered from third parties, rumors, or inference.
The forms of reported tenses are used to talk about present or future events that the speaker has not (or will not have) witnessed, which are relayed from someone else's words or heard from others. In English, these forms can be translated using introductory phrases like “it turns out,” “they say,” “supposedly,” “apparently,” etc.
The Present reported tense
Forms of the present reported tense convey actions happening in the present, based on the words of third parties or sudden realization.
Affirmative form
Ben ağlıyormuşum
Sen ağlıyormuşsun
O ağlıyormuş
Biz ağlıyormuşuz
Siz ağlıyormuşsunuz
Onlar ağlıyorlarmış
Negative form
ağlamıyormuşum
ağlamıyormuşsun
ağlamıyormuş
ağlamıyormuşuz
ağlamıyormuşsunuz
ağlamıyorlarmış
Interrogative form
ağlıyor muymuşum?
ağlıyor muymuşsun?
ağlıyor muymuş?
ağlıyor muymuşuz?
ağlıyor muymuşsunuz?
ağlıyorlar mıymış?
- Uyurken horluyormuşum. - It turns out that when I sleep, I snore.
- Dans ederken çok komik görünüyormuşuz. - They say that when we dance, we look very funny.
- Doğduğu şehri hiç özlemiyormuş. - Apparently, he doesn't miss his hometown at all.
- Sen uykunda konuşuyor muymuşsun? - They say you talk in your sleep?
- Çocuk annesine benzemiyor muymuş? - Do they say the child doesn't look like his mother?
Exercise 27.1. Write sentences using the verbs given in brackets in the affirmative form of the present reported tense.
- Sarhoşken yaptıklarını hiç (hatırlamak).
- Eskiden insanlar avcılık yaparak (geçinmek).
- Akif, simit satarak (para kazanmak).
- O, yolda şarkı söyleyerek (yürümek).
- Canı sıkılınca ne yapıyormuş? (deniz kenarında yürümek).

The Aorist (Simple Present) reported tense
Forms of the aorist reported tense denote habitual, established actions that the speaker learned about from others (or realized in hindsight).
Affirmative form
Ben konuşurmuşum
Sen konuşurmuşsun
O konuşurmuş
Biz konuşurmuşuz
Siz konuşurmuşsunuz
Onlar konuşurlarmış
Negative form
konuşmazmışım
konuşmazmışsın
konuşmazmış
konuşmazmışız
konuşmazmışsınız
konuşmazlarmış
Interrogative form
konuşur muymuşum?
konuşur muymuşsun?
konuşur muymuş?
konuşur muymuşuz?
konuşur muymuşsunuz?
konuşurlar mıymış?
- Çocukken gördüğüm her oyuncağı istermişim. - It turns out that when I was a child, I wanted every toy I saw.
- Duyduğuma göre sen hiç kopya çekmezmişsin. - From what I've heard, you never cheat.
- Ayşe, lisede gitar çalar mıymış? - They say Ayşe used to play the guitar in high school?
Exercise 27.2. Write sentences using the verbs given in brackets in the aorist reported tense.
- Çocukluğundan beri kedileri hiç (sevmek).
- Annesinin sözlerini hiç (dinlemek).
- Hüseyin amca paralarını hiç (harcamak).
- Babası kırk yaşına kadar hiç sigara (içmek).
- O her gün beyaz gömleğini (giymek).

The Future reported tense
The future reported tense denotes actions that the speaker learned or heard about from someone else and which will happen in the future.
Affirmative form
Ben gidecekmişim
Sen gidecekmişsin
O gidecekmiş
Biz gidecekmişiz
Siz gidecekmişsiniz
Onlar gideceklermiş
Negative form
gitmeyecekmişim
gitmeyecekmişsin
gitmeyecekmiş
gitmeyecekmişiz
gitmeyecekmişsiniz
gitmeyeceklermiş
Interrogative form
gidecek miymişim?
gidecek miymişsin?
gidecek miymiş?
gidecek miymişiz?
gidecek miymişsiniz?
gidecekler miymiş?
- Selma, üniversiteyi bitirince doktor olacakmış. - When Selma finishes university, she will apparently become a doctor.
- Ali ile Mehmet tatilde Uludağ’da kayak yapacaklarmış. - They say Ali and Mehmet are going to ski in Uludağ during the holidays.
- Galiba cuma günü imtihan olmayacakmışız. - Probably, it turns out we won't have an exam on Friday.
- Kemal ile Esra evlenecekler miymiş? - Are they saying Kemal and Esra will get married?
Exercise 27.3. Answer the questions using the words and phrases given in brackets in the future reported tense.
- Nurten ve Ali ne yapacaklarmış? (düğüne hazırlanmak)
- İki hafta sonra havalar nasıl olacakmış? (soğumak)
- Cumartesi günü sinemada hangi film gösterilecekmiş? (Türkan Şoray’ın filmi)
- Finalden sonra nereye gidecekmişiz? (kampa gitmek)
- Bugün hangi deneyi yapacakmışız? (ışığın kırılması)

Exercise 27.4. Read the text. Pay attention to the use of verbs in the future reported tense.
Text: 2050 yılında neler olacakmış? (What is supposedly going to happen in 2050?)
2050 yılında çok büyük değişiklikler olacakmış. 2050 yılında büyük uzay yarışları başlayacakmış. Çünkü bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler uzayda sorunlar doğuracakmış. Her millet uzaydan yer alabilmek için uzay yarışları yapacakmış. Barış görüşmeleri tarafsız gezegen Mars'ta yapılacakmış. Barış görüşmelerine insanlar değil yapay zekâ robotları katılacakmış. Çok ilginç ama bu yarışlarda insanlar tehlikeye girmeyecekmiş. Çünkü bütün işler ülkelerin robot temsilcileri arasında yapılacakmış.
2050 yılında evimizdeki işlerin çoğunu da robotlar yapacakmış. Yani nasıl bugün çamaşırları çamaşır makinesi yıkıyorsa, bulaşıkları bulaşık makinesi yıkıyorsa, evdeki bütün temizlik işlerini tamamen robotlar yapacakmış. Hatta mağazalardan elbise almamıza bile gerek kalmayacakmış. Çünkü robotlar, tam bize göre elbise dikeceklermiş. Kuaförlük mesleği tarihe karışacakmış. Robotlar rahatlıkla bizleri tıraş edeceklermiş. Arabaları insanlar değil yapay zekâ kullanacakmış.
2050 yılında okullar ve sınıflar tamamen değişecekmiş. Sanal sınıflar ve sanal okullar olacakmış. Nasıl mı? Bağlı bulunduğunuz sanal okuldan branş öğretmeni dersi anlatacakmış. Herkes dersi evinde dinleyecekmiş. Hatta yapay zekâ öğretmeni sınıftaki gibi soru soracakmış, cevap alacakmış. Teknolojinin bu kadar ilerlemesi kolaylığı getirdiği gibi bazı zorlukları da getirecekmiş. Mesela, teknoloji dersi sınavından bir soru söyleyeyim: 20 dakika içinde yemek yapabilecek bir robot programı yapınız. Soruya şaşırdınız, değil mi?
İster inanın ister inanmayın, ama bunlar çok ilginç şeyler.
değişiklik - change, alteration
uzay - space
yarış - race, competition
bilim - science
teknoloji - technology
gelişme - development, progress
millet - nation, people
barış - peace
görüşme - meeting, negotiation
tarafsız - neutral
gezegen - planet
yapay zekâ - artificial intelligence
tehlike - danger
tehlikeye girmek - to be in danger
temsilci - representative
çamaşır makinesi - washing machine
bulaşık makinesi - dishwasher
temizlik - cleaning, cleanliness
tamamen - completely, entirely
dikmek - to sew
kuaförlük - hairdressing
meslek - profession
tarihe karışmak - to become history, to disappear
rahatlıkla - easily, with ease
tıraş etmek - to shave, to cut hair
kullanmak - to use, to drive (a car)
sanal - virtual
branş öğretmeni - subject teacher
ilerleme - progress, advancement
kolaylık - convenience, ease
zorluk - difficulty, hardship
sınav - exam
program - program
İster inanın ister inanmayın - believe it or not