Lesson 13 · Ders 13
The past subjective (inferential) tense -mış in the Turkish language
Lesson vocabulary
akıllı - smart, intelligent
artmak - to increase, to rise
borç - debt
borç almak - to borrow
borç vermek - to lend
boya - paint
dağıtmak - to distribute, to give out
demek - to say (used in indirect speech)
deprem - earthquake
ekmek - bread
evlenmek - to marry, to get married
fiyat - price
halk - people, folk
ihtiyar - old, elderly
kar - snow
kaybolmak - to get lost, to disappear
konu - subject, topic
mesele - matter, issue, problem
saniye - second
saray - palace
taburcu olmak - to be discharged from the hospital
tehlikeli - dangerous, dangerously
top - ball
yorumlamak - to interpret, to comment
yorumlatmak - causative of yorumlamak: to have someone interpret/comment
zayıf - thin, weak; poor (grade)
zayıflamak - to lose weight
The past subjective (inferential) tense (-mış)
The past subjective (inferential/evidential) tense expresses actions that:
1) The speaker did not witness personally. These are unverified past facts that the speaker heard or learned from someone else (reported speech/hearsay).
Babam dedi ki, dün Ahmet’i görmüş. - My father said that he saw Ahmet yesterday.
Turistler şehri çok beğenmiş. - The tourists (reportedly) liked the city very much.
2) Are realized based on subsequent inference or deduction.
Meğer ki kardeşim köpekten çok korkmuş. - It turns out my brother was very afraid of the dog.
3) Show the speaker’s assumption, judgment, or sudden realization of something based on visible evidence.
Bak! Kar yağmış! - Look! It has snowed!
Gözleri kırmızı olmuş. O çok ağlamış. - Her eyes have become red. She has cried a lot.
4) Are considered unimportant or irrelevant by the speaker.
The past subjective (inferential) tense is formed by attaching the affix -mış (-miş, -muş, -müş) and personal endings to the verb stem.
Almak (to take/buy)
Ben almışım
Sen almışsın
O almış
Biz almışız
Siz almışsınız
Onlar almışlar
gelmek (to come)
gelmişim
gelmişsin
gelmiş
gelmişiz
gelmişsiniz
gelmişler
konuşmak (to speak)
konuşmuşum
konuşmuşsun
konuşmuş
konuşmuşuz
konuşmuşsunuz
konuşmuşlar
görmek (to see)
görmüşüm
görmüşsün
görmüş
görmüşüz
görmüşsünüz
görmüşler
Babam araba almış. - My father bought a car (I heard / I noticed).
Negative and interrogative forms of the -mış tense
There are no special exceptions in the formation of the negative and interrogative forms.
Ben almamışım
Sen almamışsın
O almamış
Biz almamışız
Siz almamışsınız
Onlar almamışlar
gelmemişim
gelmemişsin
gelmemiş
gelmemişiz
gelmemişsiniz
gelmemişler
Öğrenciler, öğretmeni görmemişler. - The students didn’t see the teacher (reportedly).
Ben almış mıyım?
Sen almış mısın?
O almış mı?
Biz almış mıyız?
Siz almış mısınız?
Onlar almışlar mı?
gelmiş miyim?
gelmiş misin?
gelmiş mi?
gelmiş miyiz?
gelmiş misiniz?
gelmişler mi?
konuşmuş muyum?
konuşmuş musun?
konuşmuş mu?
konuşmuş muyuz?
konuşmuş musunuz?
konuşmuşlar mı?
görmüş müyüm?
görmüş müsün?
görmüş mü?
görmüş müyüz?
görmüş müsünüz?
görmüşler mi?
1. Maç başlamış mı? - Has the match started (did you hear/notice)?
2. Ahmet, Kemal ile konuşmuş mu? - Did Ahmet talk to Kemal (reportedly)?
Exercise 13.1. Read the text.
Text: Bir rüya (A dream)
Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda bir padişah varmış. Bu padişahın büyük bir sarayı varmış. Sarayda çok akıllı bir çocuk varmış. Bu çocuk, bir gün rüyasında padişahın halkına ekmek dağıttığını görmüş. Çocuk bu rüyasını padişaha anlatmış. Padişah bu rüyayı yorumlatmış. Yorumcu, padişaha halk seni çok seviyor, demiş. Padişah rüyayı gören çocuğu çok sevmiş ve ona hediyeler vermiş.
padişahın halkına ekmek dağıttığını görmüş - saw the padishah (sultan) distributing bread to his people
yorumlatmak - to have someone interpret/comment
rüyayı gören çocuğu - the child who had the dream
Exercise 13.2. Write the sentences in the affirmative form of the past subjective (inferential) tense.
- Amerika’da deprem ol.
- Depremde 212 kişi öl.
- Deprem 7 saniye sür.
- Dün İstanbul’a kar yağ.
- Ayşe dün annesine mektup yaz.
- Sen dün derse geç kal.
- Siz ihtiyar bir kadına yardım et.
- Öğretmenimiz dün hastalan.
- Siz dün pikniğe git.
- Onlar piknikte top oyna.
- Onlar dün akşam sinemaya git.
- Sen Ali’ye borç ver.
- Emine sorunun cevabını bil.
- Öğretmen çok zor bir soru sor.
- O yalan söyle.
- Veli çok zayıfla.
- Ben dün çok yorul.
- Öğrenciler matematik imtihanından zayıf al.


Exercise 13.3. Complete the sentences using the verbs given in brackets in the affirmative form of the past subjective (inferential) tense.
- Ahmet’in kalemi (kaybolmak)
- Evimizin önündeki erikler çiçek (açmak)
- Çocuklar denize (gitmek)
- Ankara yakınlarında tehlikeli bir kaza (olmak)
- Sıcaktan yemekler (bozulmak)
- Hırsız 21 numaralı eve (girmek)

Exercise 13.4. Complete the sentences using the verbs given in brackets in the negative form of the past subjective (inferential) tense.
- Ömer dün okula (gitmek)
- Ali babasına telefon (açmak)
- Sen geçen hafta pikniğe (gitmek)
- Balıklar daha (ölmek)
- Doğru (söylemek)
- Siz bu konuyu (anlamak)
- Ben matematikten kötü not (almak)
- Biz meseleyi (anlamak)
- Orhan çok (konuşmak)
- Onlar dün durakta çok (beklemek)
- Sen Mustafa’ya hediye (almak)
- Dün misafirler (gelmek)
- Sen dün derste öğretmenini (dinlemek)
- Ahmet benim doğum günümü (unutmak)


Exercise 13.5. Write the sentences in the negative form of the past subjective (inferential) tense.
- Öğrenciler konuyu anlamış.
- Zeynep Hanım akşam yemeği hazırlamış.
- Kalemin boyası bitmiş.
- Mehmet otobüsü kaçırmış.
- Basketbolcular salona girmiş.
- Çocuk kediden korkmuş.

Exercise 13.6. Ask a question using the verbs given in brackets in the past subjective (inferential) tense.
- Fatih İngilizce ? (öğrenmek)
- Çocuk ? (uyumak)
- Öğretmen kitapları ? (getirmek)
- Arzu sınıfı ? (geçmek)
- Ekmek fiyatları ? (artmak)
- Selda dün çok ? (üşümek)
- Öğrenciler sorunun cevabını ? (bilmek)
- Malatya’ya yağmur ? (yağmak)
- Annen akşam yemeğini ? (hazırlamak)

Exercise 13.7. Ask a question in the past subjective (inferential) tense based on the statement.
- Tren saat 8:00 gelmemiş.
- Sinemaya çok insan gitmiş.
- Öğrenciler voleybol oynamaya gitmişler.
- Levent ödevlerini yapmış.
- Leyla ile Kerem evlenmiş.

Exercise 13.8. Make sentences from the given words.
- dağcılar / kalmış / dağda
- arkadaşım / hastahaneden / olmuş / taburcu
- gelmemiş / Ayşe / okula bugün
- içmiş mi / çocuk / sütünü
- öğrenciler / gelmemiş / sınıfa

Exercise 13.9. Read the text.
Text: Üç arkadaş (Three friends)
Üç arkadaş New York’ta elli katlı bir otelin en üst katında bir oda kiralamışlar. Bütün gece şehirde eğlenmişler, gecenin geç bir saatinde otele dönmüşler. Otelin o gece asansörleri bozukmuş. Müşteriler alt katlardaki salonlarda yatmışlar. Otelci bu üç arkadaşa da salonda yer ayırmış. Onlar bu habere çok üzülmüşler.
Biz merdivenlerden çıkarız demişler. Paltolarını, ağırlıklarını vestiyerde bırakmışlar ve merdivenlerden çıkmaya başlamışlar. Yol uzun sürmüş. Üç arkadaş sıra ile hikâye anlatmaya başlamışlar. Yirmi beşinci katı geçmişler. Fakat her üçünün de takati kesilmiş. Gülünç hikâyeler de bitmiş. Kırk beşinci katta artık nefesleri kesilmiş. Neredeyse orada yatacaklarmış. Kırk sekizinci katta birisinin aklına gülünç bir fıkra gelmiş. Fıkra sahibi anlatmaya başlamış.
«Arkadaşlar size şimdi çok gülünç bir fıkra anlatıyorum. Güler misiniz? Ağlar mısınız? Orasına karışamam. Odanın anahtarı, vestiyerde, paltomun cebinde kaldı.»

kiralamak - to rent
eğlenmek - to have fun
asansör - elevator
bozuk - broken
müşteri - customer, guest
üzülmek - to be upset
merdivenlerden çıkmaya başlamak - to start climbing the stairs
bırakmak - to leave (something behind)
sürmek - to last, to take (time)
hikâye anlatmaya başlamak - to start telling stories
geçmek - to pass
gülünç - funny, ridiculous
takati kesilmiş - ran out of strength
aklın (-m, -n, -sı, -mız, -nız)a gelmek - to come to mind
fıkra - joke, anecdote
karışmak - to interfere, to be one’s business
vestiyer - cloakroom
cep - pocket
Telling time in hours and minutes
- Affedersiniz saatiniz var mı?
- Evet, var.
- Saat kaç?
- Saat onu on geçiyor.
- Teşekkür ederim.
- Bir şey değil.
To the question Saat kaç? - “What time is it?” several types of answers can be given.
1) If the time is exactly on the hour (e.g., 9:00), you simply say Saat dokuz. - Nine o’clock.
2) If it is half past the hour, state the current hour followed by the word buçuk “half”:
11:30 — On bir buçuk
3) If the minute hand is on the right side of the clock (minutes 1 to 29), the current hour takes the accusative case suffix, followed by the number of minutes and the verb geçmek “to pass” in the present continuous tense (geçiyor):
12:10 - Saat on ikiyi on geçiyor - Ten minutes past twelve
8:20 - Saat sekizi yirmi geçiyor - Twenty minutes past eight
To indicate a quarter (fifteen minutes), the word çeyrek is used:
4:15 - Saat dördü çeyrek geçiyor - A quarter past four
4) If the minute hand is on the left side of the clock (minutes 31 to 59), the upcoming hour takes the dative case suffix, followed by the number of remaining minutes and the word var (there is).
7:40 - Saat sekize yirmi var. - Twenty to eight
11:35 - Saat on ikiye yirmi beş var. - Twenty-five to twelve
6:45 - Saat yediye çeyrek var. - A quarter to seven
Exercise 13.10. Tell the time.
07:00, 15:15, 09:05, 22:45, 18:30, 12:10, 17:55, 01:27, 14:45, 23:30, 4:19

Topic: At the restaurant (Lokantada)

baklava - baklava

balık - fish
balık ızgara - grilled fish
bira - beer
döner kebap - doner kebab (shawarma)
mercimek çorbası - lentil soup
pasta - cake, pastry
patates kızartması - French fries
pirinç pilavı - rice pilaf
süt - milk
yaprak sarması - dolma/sarma

yoğurt - (Turkish) yogurt
Exercise 13.11. Read the dialogue and make up a similar one.
— Merhaba! Hoş geldiniz.
— Merhaba! Hoş bulduk! Buyrun! İşte menü...
— Bakalım... Ben döner kebap, pirinç pilavı, patates kızartması ve yeşil salata istiyorum. İçmek için ayran lütfen...
— Ben önce bir mercimek çorbası, sonra yaprak sarması ve yoğurt. Sizde balık var mı?
— Evet. Bizde çok lezzetli balıklar var.
— O zaman ben bir balık ızgara ve bira alayım. Sonra meyveler lütfen.

birkaç dakika sonra (a few minutes later)
— Garson!!
— Buyrun efendim.
— İki bardak çay lütfen.
— Çay sütlü mü olsun?
— Hayır, limonlu ve tatlı bir şeyler...
— Baklava, pasta..?
— Baklava.

| The System of Simple Tenses | |||||
| Form | Present continuous tense | Definite past tense | Past subjective (inferential) tense | Present-future tense (Aorist) | Definite future tense |
| Affirmative | okuyorum okuyorsun okuyor okuyoruz okuyorsunuz okuyorlar | okudum okudun okudu okuduk okudunuz okudular | okumuşum okumuşsun okumuş okumuşuz okumuşsunuz okumuşlar | okurum okursun okur okuruz okursunuz okurlar | okuyacağım okuyacaksın okuyacak okuyacağız okuyacaksınız okuyacaklar |
| Negative | okumuyorum okumuyorsun okumuyor okumuyoruz okumuyorsunuz okumuyorlar | okumadım okumadın okumadı okumadık okumadınız okumadılar | okumamışım okumamışsın okumamış okumamışız okumamışsınız okumamışlar | okumam okumazsın okumaz okumayız okumazsınız okumazlar | okumayacağım okumayacaksın okumayacak okumayacağız okumayacaksınız okumayacaklar |
| Interrogative | okuyor muyum? okuyor musun? okuyor mu? okuyor muyuz? okuyor musunuz? okuyorlar mı? | okudum mu? okudun mu? okudu mu? okuduk mu? okudunuz mu? okudular mı? | okumuş muyum? okumuş musun? okumuş mu? okumuş muyuz? okumuş musunuz? okumuşlar mı? | okur muyum? okur musun? okur mu? okur muyuz? okur musunuz? okurlar mı? | okuyacak mıyım? okuyacak mısın? okuyacak mı? okuyacak mıyız? okuyacak mısınız? okuyacaklar mı? |
The verb tenses we have covered so far (present continuous tense, definite past tense, past subjective (inferential) tense, definite future tense) will be conventionally called simple tenses, as they use only one affix to express time. Compare this with the system of compound tenses (Lesson 18) and the system of complex subjective tenses (Lesson 27).