Изучаем турецкий язык с нуля!
Тексты для чтения


Sicak ekmek

Gürsulu Kasabasında «Kendinden Yana Halime» adında bir kadın yaşardı. Halime Kadın gerçekten çok bencildi. Her konuda yalnız kendi çıkarlarını gözetirdi. Kasabada şenlik, düğün, ölüm, doğum gibi olaylar olunca, evinden çıkmazdı. Hiç kimsenin acısını ve sevincini paylaşmak istemezdi. Kendinden ve tek oğlundan başka hiç kimseyi sevmezdi. Çevresindekiler de onu sevmiyorlardı.
Oğlu Ahmet aslında iyi yürekli, sevecen bir çocuktu. Ama anası, onun insanları sevmesine izin vermiyordu. Öğütleriyle oğlunun sevme, acıma, yardımlaşma duygularını sürekli baltalıyordu.
Halime Kadin’m en değerli varlığı oğluydu. Ona toz kondurmazdı. Okulda ya da sokakta Ahmet’e sataşmaya kalkışanlara, elinde odunla saldırırdı. Bu nedenle oğlancığın tek bir arkadaşı yoktu. Babası, Ahmet küçükken ölmüştü. Anası ona, hem babalık, hem analık, hem de arkadaşlık ediyordu.
Böylece yıllar geçti. Ahmet askere çağrıldı. İşte o zaman Halime Kadın’ın dü nyası karardı. Ahmet askere gittikten sonra, iyice içine kapandı. Ona acıyarak hatırını sormaya kalkışanları bile karşısından kovuyordu.
Evinin işi bitince pencerenin önüne oturuyordu. Gözlerini yola dikip oğlunu düşünmeye koyuluyordu.
Ahmet sık sık mektup yazıyordu. Son mektubunda: «Askerlikte altı ayı doldurunca, bir-kaç günlüğüne izin verecekler, seni görmeye geleceğim.» diyordu. Halime Kadin artık gece gündüz oğlunu bekler oldu.
Salı günleri kasabada pazar kurulurdu. Pazar günleri, bazı yoksul köylüler, kasabaya dilenmeye gelirlerdi. Halime Kadın yaşamı süresince hiç kimseye yardımda bulunmamıştı. Ayrıca dilencileri hiç sevmezdi.
Bir salı, Halıme Kadin pazardan dönüyordu, kapısının önünde yaşli bir dilenciye rastladı. Yoksul köylü içinin kazındığını, dizlerinin titrediğini söyleyerek biraz yiyecek istedi. Sözlerini, «Tanrı sevdiğine kavuştursun.» duasıyla bitirdi.
Dilencinin duası, Halime Kadın’ ın yüreğini yumuşatmış olacak ki, adamı kovmadı. İçeri girip birkaç dilim kuru ekmekle ceviz kadar peynir getirdi. Dilenci, onları oracıkta oturup yedi. Sonra da dua ederek çekip gitti.
Halime Kadın’ ın sabirsizliği giderek artıyordu. Artık geceleri de götüne uyku girmez oldu. Sürekli olarak pencerenin önünde oturuyor, özlemle oğlunun yolunu gözlüyordu. Her gün, «Dün gelmedi, ama bugün kesinlikle gelir.» diye avutuyordu kendini.
Aradan bir hafta geçti. Halime Kadın salı sabahı erkenden kalktı. Hamur yoğurup ekmek yaptı. «Oğlum taze ev ekmeğini çok sever. Bugün kesinlikle gelecek,» diyerek evin içinde oradan oraya koşuşturuyordu.
Tam fırından ekmekleri çıkarıyordu, kapı çalındı. Halime Kadin sevinçle fırın küreğini yere atıp, «Oğlum, oğlum!» diye bağırdı. Kapıya koştu, sürgüyü açarken yüreği göğsünden fırlayacakmış gibi çırpınıyordu. Karşısında yaşlı dilenciyi görünce, kanı beynine sıçradı. Öyle bir öfkelendi, öyle bir kızdı ki!...
Dilenci:
- Bir dilim yiyecek ekmek isteyecektim, diye boynunu büktü.
Halime Kadin çılgın gibi içeriye koştu. Fırından çıkan sıcak ekmeklerden birini ikiye böldü. Arasına biraz yağ sürdü. Yağın üstüne bir tutam fare zehiri ekti. «Bundan sonra bir daha kapımı çalamazsın!» diye homurdanarak kapıya gitti. Ekmeği dilenciye verdi.
Yaşlı adam sıcak ekmeğe pek sevindi. Halime Kadın’a dua ederek oradan ayrıldı.
Köyünün yolunu tuttu. Hava karlı ve soğuktu. Bir ayak önce köye ulaşmak için adımlarını sıklaştırdı. Kasabadan epey uzaklaşmıştı ki, karşısına bir asker çıktı. Birbirlerini selamladılar.
Asker:
- Biraz geride otobüs bozuldu. Yolcular onarılmasını bekliyorlar. Ben bir ayak önce evime ve beni özlemle bekleyen anama ulaşmak için onlardan ayrıldım. Epey yürüdüm. Karnım acıktı. Dizlerimin gücü kesildi deyince, dilenci torbasındaki taze ekmeği çıkardı:
- Sen vatan bekçisisin. Yiyeceğimi son lokmasına kadar sana vermekten sevinç duyarım. Al, bununla karnını doyur, dedi.
Açlıktan güçsüz düşen asker, hemen ekmeği yemeye girişti.
Ertesi sabah, güneş, doğarken Halime Kadın’ ın kapısı çalındı. Halime Kadın, bu gelen oğlumdur. Dilenci bir daha gelmeyeceğine göre, diye aklından geçirerek coşkuyla kapıya koştu.
Gelen jandarmaydı. Acı haberi bir solukta Halime Kadın’a duyurdu.
- Oğlun, kasaba yolunda ölü bulundu. Neden öldüğünü henüz anlayamadık.
Sevgili okuyucularım, «Sıcak Ekmek» yüzlerce yıldan beri Anadolu’da anlatılıyor. Ben de öyküyü çocukluğumda yaşlı bir masal anasından dinlemiştim.
O her zaman bu öyküyü şöyle bir öğütle bitirirdi:
Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, başkalarına yapmayın.
- Sen vatan bekçisisin. Yiyeceğimi son lokmasına kadar sana vermekten sevinç duyarım. Al, bununla karnını doyur, dedi.
Açlıktan güçsüz düşen asker, hemen ekmeği yemeye girişti.
Ertesi sabah, güneş, doğarken Halime Kadın’ ın kapısı çalındı. Halime Kadın, bu gelen oğlumdur. Dilenci bir daha gelmeyeceğine göre, diye aklından geçirerek coşkuyla kapıya koştu.
Gelen jandarmaydı. Acı haberi bir solukta Halime Kadın’a duyurdu.
- Oğlun, kasaba yolunda ölü bulundu. Neden öldüğünü henüz anlayamadık.
Sevgili okuyucularım, «Sıcak Ekmek» yüzlerce yıldan beri Anadolu’da anlatılıyor. Ben de öyküyü çocukluğumda yaşlı bir masal anasından dinlemiştim.
O her zaman bu öyküyü şöyle bir öğütle bitirirdi:
Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, başkalarına yapmayın.

Словарь к тексту

açlık - голод
adımlarını sıklaştırmak - ускорить шаги
artmak - увеличиваться, возрастать
avutmak - утешать, уговаривать
baltalamak - рубить топором, подрывать
bekçi - сторож
bencil - эгоист
(-a, -e) bölmek - делить на
coşku - воодушевление
coşku - округ, район
çılgın - сумасшедший
çırpınmak - трепетать, трепыхать,
   биться (о сердце)
dan, den başka - кроме кого-либо
dilenci - нищий, попрошайка
dilim - кусок, кусочек
dua etmek - молиться
dua - молитва
düğün - свадьба
ekmek - посыпать
epey - достаточно
fare - мышь
fırın - печь
fırlamak - вылетать
gece gündüz - день и ночь, днем и ночью
(-a, -y) girişmek - приняться что-либо делать
gözlerini yola dikmek - выставить на дорогу
güç - силы
henüz - пока не, пока что не
   (при глаголе в отриц. форме)
iyi yürekli - добросердечный
karnım açıktı - я проголодался
   (досл. мой живот голоден)
kasaba - поселок, городок
kavuşturmak - соединять
kovmak - прогонять
koyulmak - (д.п) приниматься за что-либо
kürek - лопата
lokma - кусок
masal - сказка
öfke - приходить в гнев, ярость
öğüf - совет, наставление
ölüm - смерть
özlem - грусть, тоска
paylaşmak - разделять (какое-либо чувство)
rastlamak - встречать / встретить
sürgü - задвижка засова
sürmek - длиться, продолжаться
şen - веселье
tanrı - бог
tanrı sevdiğine kavuştursun! - пусть бог
   соединит тебя с тем, кого ты любишь!
tor kondurmamak - сдувать пылинки с
   кого-либо, оберегать
torba - сумка
tutam - щепотка
ulaşmak - достигать, доходить до
   какого-либо места
uyku - сон
yağ - масло
yalnız kendi çıkarlarına gözetirmek -
   преследовать только свои интересы
yoksul - бедный, терпящий нужду
yumuşamak - смягчаться
yürek - сердце
zehir - яд

Вопросы к тексту

  1. Halime Kadın neden «Kendinden Yana Halime» adında oldu?
  2. Halime nasıl bir kadındı?
  3. Çevresindekiler niçin Halime Kadını sevmiyorlardı?
  4. Çevresindekiler Halime Kadını seviyorlar mıydı?
  5. Ahmet nasıl bir çocuktu?
  6. Halime Kadın’ın en değerli varlığı neydi?
  7. Ahmet’in arkadaşları vardı mı?
  8. Ahmet nereye çağrıldı?
  9. Askerlikte kaç ay doldurulunca Ahmet eve gelecekti?
  10. Halime Kadın yardım sever bir Kadın mıydı?
  11. Halime Kadın ne zaman yaşlı bir dilnciye rastladı?
  12. Yaşlı dilenci ne istedi?
  13. Halime Kadın neden adamı kovmadı?
  14. Dilenci sözlerini hangi duayla bitirdi?
  15. Halime Kadın dilenciye neler getirdi?
  16. Halime Kadın neden uykusuz kaldı?
  17. Halime Kadın fırından ekmekler çıkarken kapıya kim çaldı?
  18. Halime Kadın neden öfkelendi?
  19. Halime Kadın ekmeği dilenciye nasıl verdi?
  20. Dilenci kime rastladı?
  21. Asker neden yürüyerek gidiyordu?
  22. Dilenci askere ne verdi?
  23. Jandarma Halime Kadın nasıl bir haber duyurdu?


Только зарегистрированные пользователи могут добавлять комментарии.