Изучаем турецкий язык с нуля!
Тексты для чтения


Annem beni okulda unuttu

Bugünlerde nedense herkes beni kandırmaya çalışıyor. Geçenlerde ablam heyecanla yanıma geldi ve,
«Ben büyüyünce tiyatrocu olmaya karar verdim. Sen büyüyünce ne olacaksın Selen?» diye sordu.
Ablam büyüyünce ne olacağına bir türlü karar veremedi. Her gün fikir değiştiriyor. Ben çok kararlı bir sesle,
«Uçak!» dedim. Ablam,
«Boş ver şimdi uçağı da büyüyünce ne olmak istediğini söyle,» dedi.
Ben,
«Söyledim ya! Uçak olmak istiyorum!»
Ablam içini çekip,
«Selenciğim bak! Uçak olamazsın. Çünkü cansızdır. Sen canlısın. Başka bir şey söyle,» dedi.
Ablam beni kandırmaya çalışıyordu ama çabası boşunaydı.
«Sevinçciğim bak! Uçak canlıdır. Çünkü hem uçuyor, hem de ses çıkarıyor,» dedim. Ablam,
«Şimdi beni iyi dinle! Uçak uçuyor ve ses çıkarıyor diye canlı demek değildir. Bir şeyin canlı olması için nefes alması, yemek yemesi, büyümesi ve yavrularının olması gerekir. Anladın mı? Bir daha da benimle böyle saygısızca konuşma!» dedi.
Ben uçakları çok iyi tanırım. Çünkü anneannemlere hep uçakla gideriz.
Ablamın beni kandıramayacağını iyice anlaması için uçaklarla ilgili biraz daha açıklama yaptım. Ona,
«Ablacığım şimdi beni iyi dinle! Havaalanında gördüğümüz o küçük uçaklar var ya! Onlar büyük uçakların yavruları. Eğer o küçük uçaklar yemek yemeyip, nefes almasalardı nasıl büyürlerdi? Demek ki uçaklar canlı!» dedim.
Ablam beni kandıramayacağını anlayınca annemi yardıma çağırdı.
«Anne! Selen’e büyüyünce uçak olamayacağını anlatır mısın?»
Annem gelip bana baktı ve bu konuda kanmaya niyetim olmadığını şıp diye anladi. Bana,
«Demek büyüyünce uçak olmak istiyorsun. Ne kadar güzel! Anlat bakayım, uçak olunca neler yapacaksın?» deyince ablamın ağzı şaşkınlıktan açık kaldı.
Annem ablamın bir şey söylemesine fırsat vermeden devam etti.
«Sevinçciğim, sana Selen’in üç, yaşında, pardon, dört yaşında kocaman bir genç kız olduğunu aklından çıkarmamanı söylemiştim. Büyüyünce ne olmak istediğine kendisi karar verebilir. Öyle değil mi?» dedi.
Ablam,
«Haaa anladım!» dedi ve bana dönüp, «Uçak olunca beni de kutuplara götürür müsün?» diye sordu.
Beni kandıramayacağını nihayet anlamıştı.
«Tabii götürürüm. Bana iyi davranırsan seni her istediğin yere götürürüm,» dedim. Ablam,
«Bu çocuğun işi gücü pazarlık anne,» deyince annem,
«O yaşlarda sen de öyleydin Sevinç,» dedi. Ablam,
«Peki ben onun yaşındayken büyüyünce ne olmak istiyordum?» diye sordu. Annem,
«Sen kır çiçeği... Yok, hayır, tarla çiçeği olmak istiyordun,» dedi. Ablam bu yanıttan hiç hoşlanmadı ve,
«Yok canım! Ben o kadar aptal mıydım?»
Ablamın küçükken tarla çiçeği olmak istemesi beni çok güldürmüştü.
«Insan büyüyünce nasıl küçücük bir tarla çiçeği olabilir abla?» diye sorunca çok kızdı ve,
«Sen kendine bak bacaksız!» deyip odasına gitti.
Ablam odasına gidince anneme,
«Anne, ablam beni hep kandırmaya çalışıyor. Şimdi de bana bacaksız dedi. Bak! Benim de bacağım var!» dedim. Annem,
«Görüyorum Selenciğim. İki kocaman bacağın var. Sen çok büyüdün artık. Galiba okula gitme zamanın da geldi. Yarın seninle okula gidelim mi? Ister misin?» diye sordu.
Büyüdüğüme göre okula gitmem gerektiğini de biliyordum. Ama annemden ayrılmak hiç de işi gelmiyordu doğrusu. Anneme,
«Ama birlikte gideceğiz,» dedim. Annem,
«Tabii ki birlikte gideceğiz kizim,» dedi.
Ertesi gün, önceden annemle ziyarete gittiğimiz bir okula gittik. Okulun öğretmenleri bizi kapıda karşıladılar. Bize öyle çok ilgi gösterdiler ki anlatamam. Okulun sahibi çok güzel bir hanımdı. Belıne kadar uzanan sarı, bukle bukle saçları vardı. Kıyafeti de çok şıktı.
Annem okulun sahibi güzel bayanla çay içip sohbet ederken, ben de arkadaşlarım ve öğretmer oyunlar oynadım, şarkılar söyledim. Bu arada, ne olur ne olmaz diye, sık sık gidip annemin orada olup olmadığını kontrol ettim.
Öğretmenim bütün çocuklara çok iyi davranıyordu. Ona çocuğu olup olmadığını sordum. Keşke sormasaydım. O da beni kandırmaya çalışti. Bana,
«Siz hepiniz benim çocuklarımsınız!» dedi. Ona da haddini bildirdim.
«Ben senin çocuğun değilim. Annemle babamın çocuğuyum. Ablam da öyle. Üstelik bu kadar Çocuk senin karnına sığmaz,» dedim.
Öğretmenimin onu terslememe bozulup surat asacağını düşündüm. Hiç de düşündügiüm gibi olmadi. Önce katıla katıla güldü, sonra da öteki öğretmenlere anlatıp onları da güldürdü. Bu kadar çok gülecek ne söylemiştim ki?
O gün her şey çok güzeldi. Eve gelince, annem babama, anneanneme, dedeme, halama ve daha birçok kişiye telefon etti. Onlara okulda ne kadar uyumlu olduğumu, arkadaşlarım ve öğretmenimle nasıl hemen kaynaştığımı anlattı. Herkes bana övgüler yağdırıp tebrik etmiş. Artık ben de ablam gibi okula gidiyordum. Çok, çok mutluydum.
Mutluluğum bir gün sonra annemin beni kandırmaya kalkışmasıyla sona erdi. Beni okula gğtürdükten kısa bir süre sonra,
«Selenciğim, sen şimdi arkadaşlarınla oyna. Ben alışverış yaptıktan sonra gelip seni alacağim, oldu mu?» dedi.
İçimden bir ses annemin geri gelmeyeceğini fısıldıyordu. Anneme sokuldum ve,
«Anne çabuk gel! Beni burada bırakma!» dedim. Annem,
«Aşkolsun! Seni burada bırakır mıyım hiç!» dedi ve gitti.
Gidiş o gidiş. Aradan sanki yıllar geçti. Okulda öğle yemeği verdiler. Öteki çocuklar yedi ama ben yiyemedim. Annesi tarafından terk edilmiş bir çocuk yemek yiyebilir miydi?
Yemekten sonra bile annem hâlâ ortalıkta yoktu. Arkadaşlarımdan biri yere düşüp ağlamaya başlayınca ben de ağlamaya başladım. Arkadaşım bir süre sustu ama ben annem gelinceye kadar susmadım.
Öğretmenim anneme, düşen arkadaşıma üzüldüğüm için ağladığımı söyledi. Annem öğretmenime inanmayıp bana niye ağladığımı sordu. Ben bağırarak,
«Ağlarım tabii! Beni burada unuttun!» Annem bana sarılıp,
«Canım kızım, ben seni hiç unutur muyum?» dedi.
Bal gibi de unutmuştu işte. O anda kararımı verdim. Bir daha okula gitmeyecektim. Bu kararımı anneme söyleyince annem,
«Eh, benim için her şeyin bu kadar yolunda gitmesi olanaksızdı zaten. Öyle değil mi Selenciğim?» diye sordu. Ne demek istediğini anlayamadığım için sustum.
Eve gelirken yol boyunca anneme, beni okulda unuttuğunu hatırlattım ve onsuz okulda kalmayacağımı söyledim. Annem,
«Okula gitmek istediğini sanıyordum,» dedi.
Ona,
«Ben, seninle birlikte okula gitmek istediğimi söyledim. Unuttun mı?» dedim. Annem,
«Anneler okula gitmez ki kizım. Öteki çocukların anneleri okulda kalıyor mu?» diye sordu. Öteki çocuklar beni ilgilendirmiyordu.
«Bana ne! Ben sensiz okulda yaşayamam!» dedim. Annem,
«Anlaşıldı, anlaşıldı. Günün birinde okula gitmek istersen bana söyle,» dedi.
«Olur, söylerim,» dedim ama şimdilik hiç öyle bir niyetim yok.
Akşam ablam ve babam eve gelince ilk sordukları şey okulda günümün nasıl geçtiğiydi.
Onlara annemin beni okulda nasıl unuttuğu anlattım ve bir daha okula gitmeyeceğimi söyledim. Ablam gülmekten neredeyse boğuluyordu. Babam büyük bir ciddiyetle,
«Olur mu öyle şey kızım? istersen yarın okula ben götüreyim. Sonra da gelip alırım,» dedi.
Ben hemen koşup anneme sarıldım. Annem,
«Yok yok götürme! Ben Selen’siz evde tek başıma ne yaparım?» dedi.
Annemi çoktan affetmiştim. Babama dönüp,
«Annem haklı baba! Bensiz tek başına ne yapar? diye sordum.
Sorumu babamın yerine annem yanıtladı.
«Ah kızım! Sensiz neler yapmazdım ki!» dedi.
Ve babama göz kırptı.
Babam anneme,
«Sen bilirsin! Patron sensin!» dedi.
İyi ki de evde patron olan annem. Ya babam patron olsaydı? Zavallı ben! Okulda annemsiz nasıl yaşardım o zaman?

Словарь к тексту

açık - открытый
açıklama - объяснение
ağır - рот
akıl - ум
aşkolsun! - молодец!
ayrılmak - расставаться
babamın yerine - вместо отца
bacak - нога
bal - мед
bel - поясница, талия
bırakmak - бросать, оставлять
boğulmak - задыхаться (от смеха)
boş ver - брось (оставь)
boşuna - напрасно
büyümek - расти, вырастать
canlı - живой
cansız - неживой, неодушевленный
ciddi - серьезный
çaba - усилия, старания
çıkarmak - выводить, вынимать,
   вытаскивать
çoktan - давно
davranmak - обращаться, вести себя
devam etmek - продолжать
fırsat - возможность, случай
fısıldamak - шептать
fikir - мысль
geri - назад
gör kırpmak - мигать
güç - сила, мощь
güldürmek - заставить смеяться,
   насмешить
haddini bildirmek - осадить кого-либо,
   поставить на свое место
hâlâ - все еше
havaalanı - аэропорт
içini çekmek - вздыхать
ilgilendirmek - интересовать
kandırmak - 1) убеждать, уговаривать;
   2) обманывать, соблазнять
kanmak - (д.п.) убедиться, удостовериться
karar - решение
karar vermek - решить
karın - живот
katıla katıla gülmek - помирать со смеху
kaynaşmak - сливаться, соединяться
kıyafet - одежда
kutup - полюс
nefes almak - дышать
nihayet - наконец
niyet - цель, намерение
olanak - возможность
olanaksız - невозможный
ortalık - округа
övgü - хвала, похвала
sanmak - считать, полагать
saygı - уважение
ses - звук, голос
ses çıkarmak - издавать звуки
sığmak - умещаться, входить
surat - физиономия, рожа
surat asmak - помрачнеть, надуться
susmak - молчать
şaşkınlık - удивление
şıp diye - моментально, внезапно,
   неожиданно
tarla çiçeği - полевой цветок
tebrik etmek - поздравлять
tek başına - один (одна)
terk etmek - покидать
terslemek - грубо отвечать, противиться
uyum - согласие, гармония
yağdır - засыпать, забрасывать
yanıt - ответ
yerı düşmek - падать (на пол)
zaten - по существу, в сущности
ziyaret - посещение

Вопросы к тексту

  1. Selen’in ablası büyünce kim olmaya karar verdi?
  2. Selen kim olmak istedi?
  3. Sevinçe göre Selen uçak olamayacağını anlıyor mu?
  4. Sevinç Selen’in yaşındayken kim olmak istyordu?
  5. Selen anneyle nereye gittiler?
  6. Okulun sahibi nasıl görünü yordu?
  7. Okulun sahibi nasıl bir hanımdı?
  8. Annesi okulun sahibiyle sohbet ederken Selen ne yaptı?
  9. Öğretmen çocuklara nasıl davranıyordu?
  10. Selen öğretmene ne sordu?
  11. Öğretmen Selen’in cevabını nasıl karşıladı?
  12. Selen o gün mutlu muydu? O kimi aradı?
  13. Annesi bir gün sonra Seleni okula götürdükten sonre nereye gitti?
  14. Selen okulda verdiği yemekleri yiyebilir mi?
  15. Selen okulda niçin ağladı?
  16. Selen okuldan sonra ne karar verdi?
  17. Selen neden bir daha okula gitmeyecekti?
  18. Selen annesini affetti mi?


Только зарегистрированные пользователи могут добавлять комментарии.

Яндекс.Метрика